Sürekli Şişkinlik Yaşanlarda Eliminasyon Diyeti

Eliminasyon Diyeti

Sürekli şişkinlik ve sindirim sorunları için uygulanan Eliminasyon Diyeti, vücudun tolere edemediği besinleri 2-6 hafta çıkarıp kademeli ekleyerek hassasiyetleri tespit eden ve bağırsağı onaran kritik bir beslenme protokolüdür.

İçindekiler

Sürekli Şişkinlik Yaşanan Durumlarda Eliminasyon Programları

Günümüzde kronikleşen şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sindirim sorunları, birçok kişinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürmektedir. Bu şikayetler, genellikle gıda intoleransı veya hassasiyeti olarak adlandırılan durumlardan kaynaklanır. Bu hassasiyetlerin kaynağını bulmak ve bağırsak sağlığını onararak semptomları hafifletmek için uygulanan en kritik beslenme protokolü, Eliminasyon Diyeti‘dir. Bir tedavi listesinden çok, bedeni dinleme ve besinlere karşı farkındalığı artırma yolculuğu olan Eliminasyon Diyeti, otoimmün hastalıklardan (Haşimato, sedef) kronik yorgunluğa kadar pek çok sorunun kökenine inmeyi amaçlar.

Eliminasyon Diyeti Nedir ve Ne İşe Yarar?

Eliminasyon Diyeti, vücudun kaldıramadığı besinleri belirlemeye yönelik, uzun süreli olmayan bir beslenme programıdır. Bu protokol, sizi rahatsız eden veya alerjik reaksiyonlara sebebiyet veren yiyecekleri beslenme listenizden geçici olarak çıkarmanızı hedefler. Temel olarak bir Eliminasyon Diyeti’nin işlevi, potansiyel alerjenlerin beslenmeden çıkarılması yoluyla sindirim sistemini rahatlatmak, bağışıklık tepkilerini azaltmak ve vücuttaki kronik iltihaplanmayı (inflamasyon) baskılamaktır.

Bu diyetin kilo kaybından çok daha önemli faydaları bulunmaktadır:

  • Sindirim Sorunlarının Giderilmesi: Şişkinlik, gaz, mide krampları, ishal ve kabızlık gibi şikayetleri olanlar için semptomların hafifletilmesine katkı sağlar. İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) belirtilerinin hafifletilmesinde destekleyicidir.

  • İltihaplanmanın Azaltılması: Egzama gibi cilt hastalıklarının, migren ağrılarının ve eklem ağrılarının etkilerini dindirmeye yardımcı olur.

  • Kronik Hastalıklara Destek: Haşimato tiroidi, fibromiyalji ve dirençli kilo gibi durumlarda vücuttaki toksik yükünün azaltılmasına katkı sağlar.

Eliminasyon Diyeti Nasıl Yapılır? Üç Ana Adım

Başarılı bir Eliminasyon Diyeti protokolü, üç aşamadan oluşur ve mutlaka bir beslenme uzmanı kontrolünde yapılmalıdır. Yanlış ve bilinçsiz uygulamalar, besin eksiklikleri gibi risklere yol açabilir.

1. Kısıtlama Dönemi (Eliminasyon)

Bu ilk aşamada, yaygın olarak alerjen ve iltihaplanmaya neden olan besin grupları diyetten tamamen çıkarılır. Bu dönem genellikle 2 ila 6 hafta sürer. En ideal süre, bağırsak astarının iyileşme göstermesi ve semptomların tamamen ortadan kalkması için minimum 3 haftadır.

Eliminasyon Diyeti’nde geçici olarak çıkarılması önerilen başlıca besinler şunlardır:

  • Gluten İçerenler: Buğday, arpa, çavdar gibi tahıllar ve bunlardan yapılan ürünler.

  • Süt ve Süt Ürünleri: Süt, yoğurt, peynir, krema gibi laktoz ve kazein içeren gıdalar.

  • Yumurta: Özellikle yumurta beyazı alerjen potansiyeli taşır.

  • Soya ve Ürünleri: Soya bazlı tüm gıdalar.

  • Şeker ve İşlenmiş Gıdalar: Rafine şeker, tatlandırıcılar, alkol, kahve, siyah çay, mayonez, ketçap ve katkı maddeleri içeren tüm paketli ürünler.

  • Nightshade (Gece Gölgesi) Sebzeler: Domates, patlıcan, biber ve patates (bireysel hassasiyete göre).

  • Kuruyemişler ve Yer Fıstığı (Yüksek alerjen potansiyeli nedeniyle).

Kısıtlama döneminde odaklanılması gereken, çıkarılan gıdaların yerine besin değeri yüksek, taze ve anti-inflamatuar gıdaları dahil etmektir. Pirinç, kinoa, karabuğday, hindi, kuzu, somon, zeytinyağı, zencefil ve zerdeçal gibi besinler bu dönemde güvenle tüketilebilir.

2. Yeniden Tanıtım Dönemi

Semptomlar tamamen ortadan kalktıktan sonra, listeden çıkarılan besinler yavaş yavaş ve kontrollü bir şekilde diyete tekrar eklenir. Bu, Eliminasyon Diyeti’nin en kritik aşamasıdır.

  • 3 Gün Kuralı: Besinler tek tek seçilir ve 3 gün boyunca düzenli olarak tüketilir.

  • Gözlem: Her yeni eklenen besin sonrasında vücutta oluşabilecek baş ağrısı, şişkinlik, yorgunluk, eklem ağrısı veya bağırsak hareketlerinde farklılık gibi semptomlar not edilir.

  • Değerlendirme: Eğer eklenen besin herhangi bir semptomu tetiklemediyse, tolere edilebilir olarak kabul edilir. Semptomlar geri gelirse, o besinin bir süre daha diyetten elimine edilmesi uygun olacaktır.

3. Kişiselleştirilmiş Beslenme Planı

Yeniden tanıtım süreci bittikten sonra, kişinin vücudunun hangi besinleri tolere ettiği, hangilerine hassasiyeti olduğu netleşir. Artık bireye özel, uzun vadede sürdürülebilecek bir beslenme planı düzenlenir. Bu plan, vücut tarafından tolere edilemeyen gıdaların çıkarılmasıyla kişinin sağlık sorunlarını gidermeyi ve genel sağlık durumunu iyileştirmeyi amaçlar.

Eliminasyon Programları Uygularken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Eliminasyon programları uygulanırken, bir uzmanın gözetiminde olmak hayati önem taşır. Yanlış uygulamalar sadece başarısızlığa değil, aynı zamanda besin yetersizliklerine ve sindirim sorunlarına da yol açabilir.

  • Besin Yetersizlikleri Riski: Süt ürünlerinin veya tahılların çıkarılması, kalsiyum, B vitaminleri veya lif eksikliğine yol açabilir. Beslenme uzmanı, bu açığı kapatacak alternatif besinler ve/veya takviyelerle dengeyi sağlar.

  • Die-off Sendromu: Diyete başlangıç aşamasında, bağırsak mikrobiyotasında bulunan maya veya bakterilerin ölürken toksin salgılaması sonucu geçici olarak ateş, yorgunluk, kas ağrıları gibi semptomlar (Die-off sendromu) görülebilir. Bu durum geçicidir ve uzman takibi gerektirir.

  • Psikolojik Etkiler: Diyetin kısıtlayıcı yapısı stres, anksiyete gibi duygusal tepkilere neden olabilir. Bu nedenle diyetin bir uzmanla yürütülmesi, motivasyonu korur.

  • Kimler Uygulamamalı: Hamileler, emziren anneler ve kronik böbrek hastaları gibi özel durumu olan kişilerin bu diyet protokolünü uygulaması uygun değildir.

Sürekli şişkinlik ve sindirim sorunları yaşıyorsanız, Eliminasyon Diyeti vücudunuzun size ne anlatmak istediğini anlamanın bilimsel ve etkili bir yoludur. Unutmayın, bu bir cezalandırma değil; bedeninize en iyi gelen besinleri keşfetme sürecidir. Doğru uygulanan Eliminasyon Diyeti, yaşam kalitenizi artırmada ve kronik semptomlarınızı yönetmede güçlü bir araçtır. Eliminasyon Diyeti süreci kişiselleştirilmeli, besin eksiklikleri önlenmeli ve titizlikle takip edilmelidir. Eliminasyon programları bu nedenle mutlaka bir beslenme uzmanı rehberliğinde yürütülmelidir.

Ankara’nın merkezinde, ulaşım kolaylığı sunan Merkez Ankara Sitesi‘nde yer alan Diyetisyen Dilara Göze’den danışmanlık almak, sürekli şişkinlik, gaz ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sindirim sorunlarını çözmek için en güvenilir yoldur. Kliniği, Kızılay, Yenimahalle ve Ulus gibi merkezi noktalara yakın konumu sayesinde, bu hassas süreçte düzenli takip ve destek için kolay erişim imkanı sunar.

Dilara Göze, kulaktan dolma kısıtlamalar yerine, şikayetlerinize neden olan spesifik gıda tetikleyicilerini bilimsel olarak saptayan kişiselleştirilmiş Eliminasyon Diyeti felsefesiyle hareket eder. Programları, sadece şişkinliği geçirmeyi değil; bağırsak florasını onarmayı ve yanlış eliminasyon sonucu oluşabilecek besin eksikliklerini önlemeyi amaçlar. Gıda hassasiyetleri ve hassas bağırsak yönetimi konusunda uzman olan Diyetisyen Göze, planın eliminasyon ve yeniden ekleme aşamalarını tamamen size özel olarak, vücudunuzun tepkilerini izleyerek yönetir. Dilara Göze’nin bireye özgü yaklaşımı sayesinde, kendinizi kısıtlanmış hissetmeden, sindirim sisteminizi rahatlatabilir, hangi besinlerin size iyi gelmediğini kesin olarak öğrenebilir ve kalıcı sindirim konforuna ulaşabilirsiniz.

Son Yazılar

Sahurda Ne Yenmeli? , Ankara Diyetisyen Dilara Göze
Ocak 15, 2026
Sahurda Ne Yenmeli?

Sahurda ne yenmeli? Yumurta, peynir, yulaf ve ceviz gibi tok tutan besinleri tercih edin; tuzlu ve hamur işlerinden kaçının. Sağlıklı bir Ramazan için doğru sahur şart!

Çölyak Beslenme Ankara Diyetisyen Dilara Göze
Ocak 1, 2026
Bilimsel Yönleriyle Çölyak Beslenme

İçindekiler Glütensiz Hayat Rehberi Çölyak Hastalığında Beslenme Karın şişliği, geçmeyen yorgunluk, sindirim problemleri ve bazen de kansızlık… Bu belirtilerle doktora başvurduğunuzda aldığınız "Çölyak" tanısı, hayatınızda yeni bir sayfanın açılması anlamına gelir. Çölyak, genetik yatkınlığı olan bireylerde, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan "glüten" proteinine karşı vücudun gösterdiği ömür boyu süren bir hassasiyettir. Bu hastalıkta ilaç veya ameliyat tedavisi yoktur; tek ve en etkili ilaç, doğru planlanmış bir çölyak beslenme programıdır.Bir diyetisyen olarak söyleyebilirim ki; çölyak bir hastalık değil, bir yaşam biçimidir. İlk başta zorlayıcı görünse de, çölyak hastalığında beslenme kurallarını yaşamınıza entegre ettiğinizde, yaşam kalitenizin ne kadar arttığını göreceksiniz. Bu rehberde, glütensiz yaşamın inceliklerini, mutfak güvenliğini ve çölyak beslenme sürecinde dikkat etmeniz gereken her şeyi detaylarıyla ele alacağız. Yasaklı Besinler / Kırmızı Liste Çölyak hastaları glüten tükettiğinde, ince bağırsaklarında besin emilimini sağlayan "villus" adı verilen parmaksı yapılar zarar görür. Bu hasar, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri alamamasına neden olur. Bu yüzden çölyak hastalığında beslenme tedavisinin temeli, glüteni hayattan tamamen çıkarmaktır. "Azıcık yesem bir şey olmaz" düşüncesi, çölyak beslenme sürecinde geçerli değildir; çünkü bir çay kaşığının ucu kadar glüten bile bağışıklık sistemini tetikleyerek bağırsak hasarını başlatabilir. Serbest Besinler / Yeşil Liste ve Alternatifler Glütensiz beslenmek, lezzetsiz beslenmek demek değildir. Doğada glüten içermeyen sayısız besin kaynağı vardır. Çölyak beslenme planınızı zenginleştirecek güvenli gıdalar şunlardır:Tahıl Alternatifleri: Mısır, pirinç, karabuğday (greçka), kinoa, amarant, darı, patates ve kestane unu. Bu besinler, çölyak hastalığında beslenme sürecinde ekmek ve hamur işi ihtiyaçlarınızı karşılayacak harika alternatiflerdir.Protein Kaynakları: İşlenmemiş et, tavuk, balık, yumurta.Baklagiller: Kuru fasulye, nohut, mercimek, …